Kayıtlar

Esat Oktay Yıldıran’ı Niçin Savunmamalıyız?

  Esat Oktay Yıldıran’ı Niçin Savunmamalıyız? Hukuk nedir? Dworkin, hukuk önermelerine herkesin bir rıza üretimi için “parazit edasıyla” yapıştığını ifade ederken yanlış değildi.[1] Küçük ölçekli toplumlarda hukuki normlar, enformel bağlamda, yeniden etkileşime girme teşviki bağlamında şekillenmekteydi. Küçük boyuttaki toplumlarda, bireyler birbirleriyle yeniden ortak bir etkileşime gireceğinden ve bundan sağlayacakları faydanın Pareto verimliliği dolayısıyla bu normlara boyun eğmek konusunda teşvikleri mevcuttu. Velhasık, Küçük ölçekli toplumlar düzeni sağlamak için tekrarlanan etkileşimlere ve sosyal yaptırımlara dayanır. Küçük ölçekli, birbirine sıkı sıkıya bağlı toplumlarda bu mekanizmalar işbirliğini güçlendirme konusunda güçlüdür zira bu toplumlardaki bireyler gelecekte tekrar birbirleriyle etkileşime girmeyi beklemektedir.[2] Fakat yeniden etkileşim(repeated interaction) üzerine kurulu enformal hukuki sistemler, orta-büyük ölçekli toplumlarda düzeni sağlamaktan acizdir. Zira...

“Ne anladım ben bu değişimden?”; Özgür Özel’in 8. CHP Başkanı Seçilmesi Üzerine Birtakım Düşünceler.

  “Ne anladım ben bu değişimden?” Özgür Özel’in 8. CHP Başkanı Seçilmesi Üzerine Birtakım Düşünceler.        4 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. CHP Kurultayı’nı kendisini “değişimci” olarak adlandıran cenah kazandı ve böylece Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nu yenerek CHP’nin 8. Genel Başkanı oldu. Özellikle 14-28 Mayıs seçimleri sonrası, genel olarak toplumun tüm kesimlerinden bir öfke dalgası yükseldi. Tabii ki bu öfke sonuna kadar haklı ve bana sorarsanız gecikmiş bir tepki ve öfkeydi. Hatta Kılıçdaroğlu, her şeye rağmen kurultayda yine de 660 oyu geçebilmişti. Bu öfkenin sebeplerine değinmeyeceğim, zira bunu analiz etmeye kalksam ortaya bir kitap çıkar. Fakat bu öfke sadece Kılıçdaroğlu’nun şahsına değil, CHP’nin neredeyse tüm önde gelenlerine de yönelmişti. Özgür Özel de bu öfkeden payını almış ve ethos açısından değişim retoriğinin hiçbir samimiyet kırıntısına ihtiva etmediği, zira Özel’in de CHP Genel Merkez çevresinden olduğu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun son yılla...

Erken Cumhuriyet Döneminde Türk-İtalyan İlişkilerinin Analizi

  Kemalist düşüncenin, faşist dünya görüşüyle benzeştiği iddiasına, özellikle post kemalist literatürce sunulan belki de en önemli “delliler”den birisi erken cumhuriyeti dönemindeki Türk-İtalyan ilişkileri ve bu ilişkilere biçilen sözde samimiyet nüveleridir.[1] Tabiki, genelde lise öğrencisi bile bu ilişkilerin gergin ve düşmanca tutum içerisinde şekillendiğini bilir ki bu yüzden ters yönde argümanlar son derece marjinal kesimlerce canhıraş biçimde mütemadiyen dile getirilir durur.[2] Bu makalede ise öz bir biçimde bu ilişkilerin muhtevasını göstermeyi hedefliyorum, bunu amaca doğru yönelirken de hem Atatürk’ün sözlerinden hem de resmi belgelerden yararlanacağım. Başlamadan önce çok basit bir metodolojiyi hatırlatmayı kendime borç bilirim. Diplomasi, ethosu açısından bir pragmatizm sanatıdır, iki ülke her ne kadar düşman olursa olsun, diplomatik resmi temaslarında birbirlerine övgüler dizmekten, jestler yapmaktan kaçınmayacaklardır. Belki de bunun önemli bir kanıtı Soğuk Savaş dön...